Ara
Paylaş : Google Paylaş : Facebook Paylaş : Yahoo Paylaş : Reddit Paylaş : Digg Paylaş : Blinklist Paylaş : Del.icio.us
Aşıklar Şehri Kırşehir
21.03.2011
Ali AKDOĞAN
aliakdogan@kirsehircigdem.com

“Âşıklar Şehri Kırşehir” dediğim zaman kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. Çünkü, dimağlarımızda yer eden, “Aşıklar Şehri” olduğumuzdur.
Âşık Paşa ile ilişkisi olsa bile, deyimin aslı çalan, söyleyen, geleneksel kültürümüzü yaşatan “âşıklar” ile ilgili olsa gerek.
Âşıklar değil midir, bizlere memleketimizi sevdiren, sevdiklerimizi hatırlatan, yaralarımızı saran, acılarımızı hafifleten, dize dize türküleri çığıran. Söyleyemediklerimizi, söyleyemeyeceklerimizi, bastırdığımız duyguları, dizginlediğimiz hevesleri haykıranlar onlardır. 
Âşık denildiğinde Âşık Said, Âşık Seyfullah gibi ölümsüz eserler veren sanatçıları, gönül insanlarını hatırlamamak olmaz;
Uzadı yollarım göremez oldum
Karalı görüyom düşün Kırşehir
Yetişti goncalar deremez oldum
Lale, sümbül için dışın Kırşehir… (Âşık Said…)
“Âşıklar Şehri Kırşehir” denilmesinin gün be gün zorlaştığını, temel kültür kaynaklarının gelişen şehir olanakları ve şartları içinde yitip gittiğini söylemeliyim.
Evinizin duvarına saz asabilirsiniz ama elinize sazınızı alıp, “bugün ayın ışığı” diye başladığınızda, aşağıdaki veya yukarıdaki komşunuz duvarınızı yumruklamaya başlar. “Elinde bal kaşığı/Yine nerden geliyon da/Mahlenin yakışığı” diyemeden saz elinizden, keyif gönlünüzden düşer. Apartman merakı âşık kültürünün gelişme alanını daraltmıştır, denebilir.
Kırşehir’in “Bağbaşı Mahallesi”, âşıklığı meslek edinmiş insanların yatağı olarak ünlense de, geçen yıl kaybettiğimiz İsmet (Kılıç) amca gibi, söz, saz ve şiir geleneğini kendi köşelerinde sürdüren onlarca insanın şehri Kırşehir, yitirdiklerinin yerine yenilerini yetiştirmekte zorlanmaktadır.
Bu geleneği kurumsallaştıramamışız. Geleneğin dayandığı düğün, dernek “arabesk” bir kültürün esiri olmuş, davulu zurnayı, sazı sözü dışlamışız. Yılda bir, ya da akla geldikçe yapılan âşıklara yönelik etkinliklerin sürekliliğindeki belirsizlik, heves yaratmak yerine heves tüketmekte.
Geleneğe dayanak teşkil edecek insan türü de günden güne tükenmektedir. “Bereket gaaaveciii” denecek dinleyici kitlesi yok. “Çal Kırşehir’in Gülleri’ni, çal bir bozlak, bir Kızılırmak türküsü, ” diyecek keyif ehli insanlar da yok neredeyse. Bunların yerine, “çal bir roman havası, çal bir …” diyenlerin düğün, dernek egemenliğini ele geçirmesiyle sonun başı görünmüştü, aslında.
“Âşıklar Meclisi” kuracak, “ekabir” zevatta, aklınıza esen yerde saz çalmaya, söz söylemeye uygun mevzuatta artık mevcut değil. Şehir içinde oluşturduğu “gürültü” nedeniyle, düğün, dernek de yasak sanırım artık…
Mekân da sorunlu hale geldi. Bağ, bostan da kalmamış. Kalanların da eli kulağında. Belediye, Kılıçözü dere yatağını çevreleyen bağlık bahçelik alanlara “beş katlı bina dikme” iznini verdiği noktadan başlayarak, şehrin göbeğindeki bu yeşil alanların betonlaşması kaçınılmaz bir son. Beton bloklar sanatçıya ilham vermek bir yana, olsa olsa “sanatçı”ları da, diğer tüm insanlar gibi boğacak, bunaltacaktır… Gerçi sanata “ucube”, sanatçıya “yaratık” gözüyle bakıldığı bir yüzyılda yaşıyoruz, ilhamı kim takar, o da ayrı bir sorun kaynağı.
Değirmenderesi’nde ne değirmen var, ne dere. Salkım söğütlerle oynaşan dereler kalmadı. Şeker üzümlerinin saklandığı asırlık bağlar kurutuldu. Kılıçözü oldu sulama kanalı. Çevre bilincinin olmaması, doğa sevgisinin bulunmaması, yeşilin ve doğanın yok edilmesi yanında asıl tahribatı, âşıkların mekânlarını buharlaştırarak yaptı.  
Muhafazakârlığı yirmi birinci yüzyılda marifet sayan toplumun bir kesiminin saldırdığı “türkü sözleri” bile tehdit altında aslında. “Suda balık oynuyor/Gönlüm sana kaynıyor” diyen âşık, bugün cinsel taciz ile suçlanırdı herhalde. “Tomurcuk memelerin/Çözüver düğmelerin/Sarayım sinelerin/Gel yanıma gel” diyen âşık, bazı siyasîlerin söyleminde ve kafasında hüküm giymiş durumda zaten; “Bunların aklında ya içki var, ya seks” takıntısında olanların elinden bu türküler de kurtulamaz...
Haydi, cesaretin varsa, “mutlak egemen”e karşı, egemenliğin kaynağı olarak bir şey söyle bakalım; “Hakkımızda devlet etmiş fermanı/Ferman padişahın dağlar bizimdir…” diye kükreyecek “âşık” kaldı mı ortada. İnsanların bin yıl önce sahip olduğu haksızlığa haykırma özgürlüğü bugün nerede? 
Âşık geleneğinin asıl odağı sevgililer değil miydi? Onlara ne oldu dersiniz? 
Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü’nün modern versiyonlarında ne olduysa, o oldu…
Sözü daha fazla uzatmadan, asıl meramımız olan “âşıkları kalmamış Kırşehir’de ne kalacaktır” sorusunu soralım ve “kalp şişesinde aşk zehiri” ile dolaşan Âşık Seyfullah’ın dizeleriyle tüm âşıkları ve sevgililerini selamlayalım;
Seyfullah sözlerim duyana yeter
Her tacir malını alana satar
Ehli müdrik olan öğüdüm tutar
Herkeste istidat bir olmaz oğlum
 

» Yorumlar Tüm Yorumlar


Yorum Ekle

Yazarla, yorumunuzu paylaşın !


» Diğer Yazıları
Güncel Anket bulunamadı.
DÖVİZ KURLARI
Flash Player Yüklü Değil !
Kırşehir Çiğdem Gazetesi
ARŞİV | KÜNYE | RSS
© Haber ve ilgili materyaller izinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. 
habersitesial.com,haber sistemi,haber sitesi, haber sitesi al, sitekur,habesitesial, habersistemi,haber sitesi tasarımı,haber sitesi kurmak,haber sitesi template,profesyonel haber sitesi, haber siteleri, habersitesi, haber sitesi kur, haber scripti,haber sitesi yazılımı