GENEL seçimlere çok kısa bir süre kaldı. En çok hareket AKP’de. CHP’de de belli bir hareketlilik var.
Ben geçen belediye seçimlerinde internet sayfamızda binden fazla kere tıklanan bir yazı kaleme almıştım. Seçimlere projelerle çıkmanın önemine değinmiştim. Böyle bir çalışmayla yola çıktığı için de sayın Yaşar Bahçeci’ye takdirlerimi belirtmiştim.
Tabii beklendiği gibi, belli çevreden, malûm çevreden, belli bir tepki gelmekte gecikmedi. Ama “El tekrar-ı Ahsen velev kere yüzseksen.” Şimdi gene tekrarlıyorum ve de üzerine basarak tekrarlıyorum.
Halihazır milletvekili adaylarından AKP’den sadece sayın Mikail Aslan belli projelerle adaylığını açıklıyor. Diğer AKP’li adaylar da Kırşehir’in yakın, orta, uzak vadeli projeleri konusu maalesef yok.
CHP’de ise sayın Dr. Cahit Gürses’in sesi yükseliyor. Hiç olmazsa, şimdilik eski ilçeleri geri alabilmek için İHM’ye gideceğini kuvvetle vurguluyor. Onun dışında garp cephesinde yeni bir şey yok.
Bu arada havayı koklayıp kambura yatanların, zamanı kollayanların ne yapacağını ve hazırlıklarını da bilmiyoruz.
MHP’de adaylar ortaya çıkmaya başladı. Metin Çobanoğlu’nun Mahalli İdarelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olması onun adaylığını kuvvetlendiriyor. Bir meslektaşımız Dr. Ahmet Cingi de MHP’den aday adaylığını açıkladı. Ama süreç başlamadığı için ne olduğunu daha fazla bilemiyoruz. Yine de MHP’nin Kırşehir’de bir milletvekili çıkarabilecek oyunun olduğunu da unutmayalım. MHP’de durum şimdilik belirsiz. İlerleyen sürelerde bu konuda daha net ve objektif yazılar yazabileceğiz.
Yazımın başlığına gelince:
”Hah şöyle, nihayet”
CHP’nin uzun yıllardan beri üzerindeki ölü toprağını atabilmesinin başlığa yansımasıdır.
CHP’nin eski genel başkanı ve yeni genel başkanına kurulan komploların açığa çıkarılması işi -ki öncelikle CHP bizzat kendisi bu komploların arkasında kimlerin ve hangi güçlerin olduğunu açığa çıkarmak zorundadır. Komplo ilişkilerinde adları geçenlerin diğer ilişkilerini CHP bizzat araştırmalıdır.-
Milletvekilliği seçimlerinde -daha önce liberallere kucak açan CHP- kadrolarına alacağı liberallerden nasıl yararlanacağını sanırım iyi düşünmüş olmalıdır. Ama çok çok uzun konuları üstelik de seçime beş kala burada tartışmak istemiyorum.
Ana konu yeni proje: “Aile Sigortası”
İyi, kötü, yanlış, olabilir, olamaz bunu tartışmayacağım.
Konu CHP’nin nihayet “Aile Sigortası” gibi bir konuda somut bazı önerilerle ortaya çıkmasıdır. CHP, yıllardır özlenen bir çalışma gerçekleştirerek somut bir proje geliştirmiştir ve bazılarının da bu konuda önceliğine son vermiş ve uykuları da kaçırmayı başarmıştır.
Tabii ki seçimlere üç kala CHP’nin yapacağı bir sürü iş, alacağı önemli bir mesafe de vardır. Zorlukları iktidar olanaklarını arkasına alan AKP’den daha fazladır. Bunu aşmanın yolu kendi birliğini ve beraberliğini kilitleyerek, örgütsel yapısını daha da güçlendirerek, adayının etrafında çelikten bir çekirdek kurarak çalışmak çalışmak ve de gene çalışmaktır.
CHP’de başa oynayan aktörler halkın içinde olmalı, giyimine kuşamına, yemesine, içmesine, gezmesine konuşmasına ve kendine çeki düzen vermelidir.
Ne diyor AKP’nin seçimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı: “Benim hiçbir örgüt mensubum, benim hiçbir adayım, halkın karşısına ütüsüz pantolonla, boyasız ayakkabıyla çıkamaz.”
Özeti ve disiplini bu. Yanlış mı? Sonuna kadar doğru ve siyasi parti disiplini böyle olmalı. (Bu cümleye bazıları gene bozulabilir de)
CHP’den sözü geçen bir yerel yetkili “Benim CHP’yi eleştiren yazılar yazdığımı ve bunu garipsediğini belirtmiş.”
Bu değerli dostum konuya böyle yaklaşacağına; “Yav ! bu adam ne demek istiyor? Hakikaten bizim eksiğimiz mi var? Daha fazla ne yapabiliriz?” diye düşünmeli, “Bu adamın yazdıklarında ne kadar gerçek payı var, ne gibi dersler çıkarabiliriz” diye düşünebilmeli.
Yıllardır milletvekili ve belediye başkanı çıkaramayışın nedeni bu yazılar olabilir mi, yoksa burada çıkarılan derslere çalışarak mı kazanılır?
“Yazılarda bir takım eksiklikler belirtiliyor, bir takım öneriler sunuluyor bunu örgütün görüşüne nasıl açabiliriz?” diye düşünmeli.
“Ne yapmalı, nasıl yapmalı?” diye düşünmeli.
Bir yönetici böyle düşünmeli. At gözlüğünü çıkarıp bir yana atmalı, çevresine üçyüzaltmış dereceden bakabilmeli. Rüzgarın sesini dinleyip esişinden dersler çıkarabilmeli.
Bizler buradayız. Kimseye bir düşmanlığımız yok, garezimiz de yok. Yazdıklarımızdan ders çıkarılabilir, en azından belediye seçimlerinden şimdiye kadar geçen süreç içinde Kırşehir için üç beş somut proje üretebilirlerdi.
Ne yazık ki, gene de yazmaktan imtina etmek istiyorum ama ne yazık ki, halen dedikodu, halen adam yeme, adam çekiştirme, kısır dedikodu. Kim adaysa gidip onun yanında öbür adayı çekiştirme…
CHP örgütü, halkın kendilerinden çok şey beklediği bir örgütlü kesim, bir an önce kendine çekidüzen vermeli.
Hemen, şimdi…
Not: 11.03.2011 tarihli gazeteler:
BAŞLIK:
AKP Adaylarını MSS ile Belirleyecek:
Yöntem: (Özetle:)
1- Tüm üyelerin katıldığı üye yoklaması, [Ön seçim değil ( U.G)](O ilin çıkaracağı kadar aday işaretlenecek)
2- MYK üyelerinin huzurunda mülakat -Karanlık kapıların arkasında el pençe divan durulan kulisler değil U. G.- (Genel siyaset, AKP ideolojisi, dış ilişkiler, ekonomi vs. konusunda adayların bilgilerinin ölçülmesi) ve puanlama.
3- Genel başkan yardımcılarından oluşan bir komisyon adayları buradan çıkarılan sonuçlara göre sıralayacak.
4- En son başbakan ve MYK durum değerlendirmesi yaparak sıralamaya son şeklini verecek.
(Halihazır milletvekilleri ve bürokratlar bu yöntemlere katılmayacak)
Neden bu isabetli yöntemi yazma gereği duydum acaba?