Bakın şu AKP’nin işlerine.
Bunlara göre emekliler biliyorsunuz iki sınıfa ayrılıyor.
Birinci sınıfta memur emeklileri, ikinci sınıfta da Bağkur ve SSK emeklileri…
Birinci sınıf memur emeklileri ortalama 1.100 lira civarında maaş alıyor.
Keza memur sendikalarının toplu görüşmelerde alınan zam oranları aynen onlara da yansıyor.
Üvey evlat muamelesi çekilen Bağkur ve SSK emeklileri de ortalama 600-750 liraya talim ediyor.
Anti parantez, gerçi yine iyisiniz SSK emeklileri.
Başbakan’ın geçenlerde bir mitingde de söylediği gibi.
Onlar göreve geldiğinde kaç alıyordun, bugün kaç alıyorsun…
Vay kardeşim vay!..
***
Neyse konuya gelelim.
SGK yasasına konulan beş bin beş yüz bilmem kaç sayılı kanunun, bilmem hangi bendine sokuşturulan bir maddenin, bilmem hangi şıkkına göre.
Mesela Bağkur ve SSK emeklilerine yıllık enflasyon farkından ve ülkenin yıllık büyüme hızından pay vermiyorlar.
Memur emeklilerine ise veriyorlar.
Yani bu şu demek aslında.
Bu ülkede enflasyonun belirlenenden yüksek çıkmasından memur emeklileri zarar görüyor, Bağkur ve SSK emeklileri görmüyor.
Çünkü bu iki emekli sınıfı aynı ülkede yaşamıyor.
Veya ülkenin yıllık bilmem kaç büyümesinden memur emeklilerinin çabası var, Bağkur ve SSK emeklilerinin hiç yok.
Yani bu nasıl bir ayrımcılıktır anlayan varsa beri gelsin.
***
Hani tersi olsa bu işin bir mantığı olacak.
Yani memur emeklilerini bu haktan mahrum etseniz.
Dersiniz ki, “Memur emeklisi ile Bağkur ve SSK emeklisi arasında maaş farkı var. Memur emeklisine büyümeden pay vermiyorum ki, Bağkur ve SSK emeklisi ile maaşları eşitlensin…”
Sakat bir mantık ama, neticede mantık!..
Peki tersinin mantığı nedir?
Yani zaten Bağkur ve SSK emeklilerinin aylıkları, memur emeklilerinden düşük. Üstelik bu yasayı böyle uygulamaya devam ederlerse memur emeklisi ile Bağkur ve SSK emeklisi arasındaki maaş uçurumu her geçen yıl artacak.
Üstelik bu anayasaya da aykırı, babayasaya da aykırı.
Biz şöyle bir araştırdık.
Böyle bir uygulamanın kıstası, kriteri, ölçüsü, yöntemi, sebebi, nedeni bir türlü mantıklı bir gerekçe bulamadık.
Kaz kafamız anlamadı gitti.
Düşüne düşüne tek bir neden akla geliyor.
Şimdi hükümet memur emeklisini de bu haklardan mahrum etse.
Kamu çalışanlarının sendikaları kazan kaldıracak.
Oysa Bağkur ve SSK emeklileri Allah’lık, ellerine vur, lokmalarını al.
Gıkları çıkmaz...
Haklarını savunmaktan aciz.
Sendikal ve dernek örgütlenmesi yok.
Sözüm ona ortada bazı dernekler var ama onlardan biri de yakaladığı emeklileri şapır şupur öpmekten ve Başbakan’a yağcılık yapmaktan emeklilerin hakkını savunmaya bir türlü sıra gelmiyor.
***
NE OLDU BİZİM İSRAİL İŞİ!..
Ara sıra hatırlatmakta yarar var.
Ne oldu şu bizim İsrail işi.
Olay hatırlanacağı gibi 31 Mayıs’ta meydana geldi.
Gemi basıldı, 9 Türk vatandaşı vahşice öldürüldü.
Aradan geçti, 90 gün, yani 3 ay…
Sonuç!..
***
Neredeyse millet olayı unuttu.
Türkiye’nin üç şartından…
İsrail özür diledi mi?
Dilemedi!..
Tazminat ödüyor mu?
Ödemiyor!..
Gazze’ye ablukayı kaldırdı mı?
Kaldırmadı!..
***
Öyle meydanlarda karşınızda şakşakçılarla.
Asmak kesmek kolay!..
Hayatını kaybeden.
9 Türk vatandaşının kırkı çıktı.
Kanları kurudu.
Aradan üç ay dört gün geçti.
Neredesiniz?
Buyurun işte meydan!..