Kırşehir İl Emniyet Müdürü Osman Öztürk 03.07.2009 tarihinde Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “Türkiye Karayollarında Trafik Kazalarının Nedeni ve Bu Kazaların Analizi” konulu tezini bir yıllık çalışma sonucu kitaba dönüştürerek, Türkiye’de Trafik Kazaları Gerçeği isimli kitabını yayın hayatına hazırladı.
Toplumumuzun kanayan bir yarası olan trafik kazaları, bilindiği üzere ülkemizin en öncelikli sorunları arasında yer alıyor. Ömrünü, ülkemizin huzur ve güvenliğine adamış, bu uğurda güzel Anadolumuzun birçok il ve ilçelerinde görev yapan Kırşehir İl Emniyet Müdürü Osman Öztürk, kitabının girişinde şöyle dedi:
“Her sabah yeni bir güne başlamanın verdiği taptaze heyecan ve umutlarla uyanarak televizyonu açtığımızda veya gazete sayfalarına göz attığımızda duyduğumuz ve okuduğumuz kaza haberleri, ölen ya da yaralanan insanların hazin görüntüleriyle gözlerimizden süzülen damlalar, yüreğimizi burkan çığlıklara dönüştüğünde hiç tanımadığımız bunca insan için içimizde oluşan acı fırtınalar bizi bizden koparıp almıyor mu?
Bir gün bu tür kazalarla bizim de karşılaşabileceğimiz korkusu aklımızın bir yerinde bir tümör gibi sinsice büyümüyor mu?
Allı morlu çiçekler gibi, özene bezene, her şeyden sakınarak büyüttüğümüz yavrularımız, sürücülerin bir anlık tedbirsizlik ve dikkatsizlikleri veya trafik kurallarına uymamaları sonucu daha yaşamlarının bahar mevsiminde, sararmış yapraklar gibi birer birer dallarından koparak toprağa düşmüyor mu? Onlara harcanan zamanlar, ömür boyu verilen emekler acaba boşa gitmiyor mu? Aramızdan ayrılsalar da özlemleri her geçen gün acıdan kavrulmuş yüreklerimizi için için kemirmiyor mu?
Maddi ve manevi kayıpların yanında heba olan yaşamlar ve hiçbir işe yaramayan alın terimiz, trafik sorununun ülkemiz için büyük bir maliyet ve telafisi mümkün olmayan felaketler oluşturduğunu ortaya koymuyor mu?
Yaşanan acılar ve dökülen gözyaşları toplumsal bir dramla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini bir tokat gibi yüzümüze vurmuyor mu?
Trafik sorunu her geçen gün çığ gibi büyümeye devam ediyor, her geçen gün kazalara yeni kazalar ekleniyor ama toplumsal bilincimiz bunun farkında mı ve gerektiği biçimde algılayabiliyor mu? Bu sorunu çözmeye yönelik çabalarımız yeterli oluyor mu?
Bu konuda daha fazla duyarsız kalamayız. Çünkü ülkemizin her köşesinde insanlarımız yaşamlarının bir döneminde trafik kazalarından mutlaka olumsuz olarak etkilenmiş, kendisi olmasa bile bir yakınının veya arkadaşının yaşadığı acıyı yüreğinin derinliklerinde her zaman hissetmiştir.
Ben de ömrünü, ülkemizin huzur ve güvenliğine adamış, bu uğurda güzel Anadolumuz’ un birçok il ve ilçelerinde görev yapmış bir kişi olarak, yüksek lisans çalışmam sırasında hazırladığım tezimi Türkiye’deki trafik gerçeğiyle bütünleştirerek sentezsel bir anlayışla kitaba dönüştürdüm.
Bu çalışmamla topluma karşı bireysel sorumluluğumu ve gönül borcumu yerine getirmeye çalıştım.
Ülkemizin yaşadığı trafik sorununu; Türk Halkının, trafikle ilgili kurum ve kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin dikkatine bir kez daha sunmayı bir vatandaşlık borcum ve vicdani sorumluluğum bildim.
Eğitimin; bireyin ve toplumun şekillenmesinde, toplumsal bilincin ve kültürün gelişmesinde ne kadar önemli bir olgu olduğu gerçeğinden hareketle, bu kitabı hazırlamaya çalıştım.
Yaptığımız ve yapacağımız çalışmalarla halkımızda kurallara uyma ve uymayanları uyarma alışkanlığı kazandırabilirsek, bireysel ve toplumsal duyarsızlıklarımızı duyarlı birey, duyarlı toplum bilincine dönüştürebilirsek, sabah televizyonlarımızı açtığımızda ve gazete sayfalarına göz attığımızda duyduğumuz veya okuduğumuz kara haberleri, hüzün gözyaşlarımızı, mutlu haberlere ve sevinç gözyaşlarımıza dönüştürebiliriz.
Kazaların, gözyaşının ve acının olmadığı, herkesin trafik kurallarına uyduğu, trafik kurallarına uyanların, uymayanları nazikçe uyardığı, herkese sevgiyle, saygıyla yaklaşan, insan olmanın erdemini, erdemce davranışlarla diğer insanlara da hissettiren, mavi göklerde gururla dalgalanan al bayrağımızın altında güzel Türkiyemiz’in dört bir köşesinde dostça, kardeşçe, sevgiyle yaşayan, geleceğe dair umut ve hayallerini yaşama sevinciyle bütünleştiren bir Türkiye özlemini acaba ne zaman gerçekleştirebileceğiz.
İşte bu noktada eğitimin ve toplumsal kültürün rolü büyüktür. Trafik gerçeğini, toplumsal ahlakla bütüncül bir yaklaşım içerisinde ele alabilir ve sorumlu kurumların etkin destek ve denetimleriyle daha düzenli ve güvenli bir yapıya dönüştürebilirsek, trafik düzen ve güvenliğini istenilen ölçütte sağlayabiliriz.
Kurallara uyma alışkanlığının temelinde, hukuk kurallarını ve toplumsal kuralları özümseyerek, mutlaka saygı duymak, benimsemek ve uymak zorunluluğu bulunduğu gerçeğini yadsıyamayız. Bireysel davranışlardan kendimizi soyutlayarak, toplum düzenine uygun hareket etmek gereğini bir yaşam biçimi ve bilinci olarak belleklerimize yerleştirmeliyiz ki; “Trafik kurallarına uymayı bir toplumsal ahlak ve kültür olarak görebilelim.”
Daha önce “Bakraç ve Taflan Mevsimi” adıyla iki şiir kitabını yayınlayan Emniyet Müdürü Öztürk, daha güvenli ve daha mutlu bir Türkiye’de hayallerimizin peşini asla bırakmadan umut ve sevgiyle mutluluk içinde yaşama dileğiyle…” diyerek toplumun ülkemizde yaşadığımız ve hemen her gün yazılı ve görsel basında görmeye alıştığımız trafik kazaları sonucu yitip giden canlara, sönen ocaklara bir kez daha dikkat çekmek istediğini kaydetti.