MHP Kırşehir Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Metin Çobanoğlu grubu adına söz alarak 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73'üncü maddesini değiştiren yasa teklifi üzerinde MHP’nin görüşlerini dile getirdi.
5393 sayılı Yasa'nın 73'üncü maddesi kentsel dönüşümü düzenleyen bir madde olduğunu hatırlatan Metin Çobanoğlu “5393 sayılı Belediye Yasası, 2005 yılında, birçoğunuzun da bulunduğu bu Parlamento tarafından, yani AKP İktidarı tarafından çıkarılmış, kamuoyuna da reform, "mahallî idareler reformu" diye sunulmuş yasa grubunun içerisinde yer almıştır. Bugün, bu 73'üncü maddeyle ilgili değişiklik teklifini görüşeceğiz. Bu, bir maddelik… Yani 73'üncü maddeyi değiştiriyoruz ama bu, kanun yapma tekniğine de aykırı, bir madde için oldukça geniş, on dört fıkralık bir madde. Yani müstakil bir kanun olabilecek veyahut da daha uygun olarak düşünecek olursak, 3194 sayılı İmar Kanunu'nda yer alması daha uygun olabilecek bir kanun ama Belediye Kanunu içerisinde yer almış ama bu şekliyle de kanun tekniği açısından çok uzun, on dört fıkralık bir kanun şekliyle karşımıza gelmiştir” dedi.
Çobanoğlu şöyle devam etti:
“Bu teklif, birçok yönden Anayasa'ya aykırılıklar içeren, vatandaşın mülkiyet hakkını yok sayan, Büyükşehir belediye başkanlarına âdeta padişahlık yetkileri veren ve özellikle vatandaşın, hakları mağdur olan vatandaşların hukuka gitmelerini de engelleyecek ve gerçekten kentlerimizin, şehrimizin ihtiyaçlarını çözmek için karşımıza getirilmiş bir teklif değildir.
“Değerli arkadaşlarım, bakın, bugüne kadar bu kentsel dönüşüm uygulamalarında Ankara Büyükşehir Belediyesi mücaviri içerisinde tam 40 bin hektarlık bir alanda bu kentsel dönüşüm uygulanmış. Bu 40 bin hektarlık alan 4 milyon nüfusa tekabül eden bir alanı kapsamaktadır. Yani bizim başkentimizin 4 milyon nüfus artışını karşılayacak yani elli yıl sonraki ihtiyacımızı da karşılayacak oranda 2005'ten itibaren bu kentsel dönüşüm alanları düzenlenmiştir. Peki, ne oldu da şimdi 40 bin hektarın üzerine bu tür değişiklikler yapılarak hangi ihtiyaç giderilmek istenmektedir? Bu düzenlemeyle de ilçe belediye başkanları, Büyükşehir ilçe belediye başkanları yok sayılmaktadır, hiçbir yetkileri kalmamakta beraber her şey Büyükşehir belediyesine endekslenmektedir. Geçtiğimiz günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının gazetelere de yansımış bir beyanı var, diyor ki: "İlçe belediyelerini kaldıralım, Büyükşehir belediyesi olarak oralara atama yapalım." Zaten bugün üzerinde konuştuğumuz bu teklif kanunlaşacak olursa ilçe belediyelerinin hiçbir fonksiyonu kalmayacaktır. Ellerinden hem maddi imkânları alınacak hem de kentsel düzenleme ve imar işleri yapma şansları ortadan kalkacaktır.
“Değerli milletvekilleri, böyle bir düzenleme, böyle bir teklif, vatandaşımızı da ciddi olarak mağdur edecek bir tekliftir. Bakın, Büyükşehir de bu düzenlemeler yapılacak, Etimesgut'un bir mahallesinde oturan vatandaşımızın arsasıyla, gayrimenkulüyle ilgili kararlar alınacak, ama Etimesgut ilçesinde askı olmadığı için vatandaşımızın haberi olmayacak ve askı süresi geçtikten, itiraz süresi bittikten sonra da vatandaşımızın yapabileceği hiçbir şey kalmayacaktır. Bugüne kadar yapılan 40 bin hektarlık düzenlemede hepsinin ortak yönü şudur: Hepsinde yeşil alanlar yok edilmiş, yapılaşma yoğunluğu artırılmış ve birtakım insanlara çok ciddi rantlar sağlanmıştır değerli milletvekilleri. Ama bu yapılan düzenlemelerin elli tanesi de, şu elimde gördüğünüz dosyada mevcut olan 50 tane düzenleme, kentsel düzenleme mahkemeler tarafından durdurulmuştur değerli milletvekilleri. Neden durdurulmuştur? Vatandaşın hakları gasp edilmiştir, yeşil alanlar yok edilmiştir ve buralarda inşaat yoğunlukları o alanların kaldıramayacağı noktada artırılmıştır. Bu teklifin geneline bakacak olursak, bu teklifle, mücavir alanlar içerisinde Büyükşehir belediyeleri tarafından, imarlı, imarsız, yapılaşmış, yapılaşmamış her yerde kentsel düzenleme yapabilecekler, hiçbir tahdide ve sınırlamaya maruz kalmadan inşaat alanı ve kat yüksekliklerini belirleyebileceklerdir.
“Değerli milletvekili arkadaşlarım, böyle bir yetkiyi düşünebiliyor musunuz? Hiçbir sınırlama yok. Peki, 100.000'lik planlar, nazım imar planları ne için yapılıyor? Ne için bu planları daha önce yaptık? 2023 Ankara Planı'nı niye yaptık? Ama bir yeri siz kentsel dönüşüm alanı ilan ettiniz mi hiçbir tahdit ve sınırlamaya maruz kalmıyorsunuz, keyfî bir şekilde istediğiniz gibi düzenleme yapabiliyorsunuz. Yine bir yerde kentsel dönüşüm yapabilmek için Büyükşehirler dâhilîndeki ilçe belediye başkanları Büyükşehrin iznini almak durumundalar. Bunun anlamı da şudur: İlçe belediye başkanları kentsel dönüşüm uygulaması yapamayacaklar. Ayrıca, bu kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen bölgelerde her türlü imar harçları, yapı harçları, kullanma izinleri Büyükşehir belediyesi tarafından alınacak, bu izinler Büyükşehir belediyesi tarafından verilecektir. İlçe belediyelerinin de bu anlamda çok ciddi gelir kaybı olacaktır.
“Değerli milletvekilleri, yine bu düzenlemeyle Büyükşehir belediyeleri öyle bir yetki veriyoruz ki, ancak savaş hâlinde, seferberlik zamanında, hemen kapımızda savaşın olma ihtimalinin çok yüksek olduğu dönemlerde kullanılabilecek kamulaştırma yetkilerini veriyoruz. Deniyor ki: Anlaşma esastır. Anlaşamazsanız vatandaşla bu konulardaki anlaşmazlıklar mahkemelerde öncelikle görüşülecek. Daha sonra, kamulaştırma için 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 27'nci maddesine göre acele kamulaştırılma yapılacak. 27'nci madde de 3634 sayılı Millî Müdafaa ve Mükellefiyet Kanunu'na atıfta bulunuyor, bu da savaş hâli, seferberlik zamanında yapılacak kamulaştırmalara eşdeğer.
“Peki değerli milletvekilleri, soruyorum Büyükşehir belediye başkanlarının bu kadar acelesi ne için var? Yani savaş hâlinde uygulanacak birtakım kanunları siz şimdi Meclisimiz vasıtasıyla Büyükşehir belediyelerine veriyorsunuz. Bunun mantığını anlamakta zorlanıyorum değerli milletvekilleri. Böyle bir şey olabilir mi? İmar yetkiniz var ama siz bugün bu teklifle Büyükşehir belediyelerine padişahlık yetkisi tanıyorsunuz, ilçe belediyelerini yok sayıyorsunuz. 1 milyon nüfuslu Keçiören Belediyesi yok ama hemen biraz ileride başka Büyükşehir sınırları içerisinde 10 bin nüfuslu, 15 bin nüfuslu, 50 bin nüfuslu bir ilçe belediyesi bu düzenlemeleri yapabilecek noktada.
“Değerli milletvekilleri, gerçekten geneline baktığımızda vatandaşın hakları yok sayılmaktadır. Öyle zorlamalar getiriliyor ki, yine bu kanunda sağlık ve eğitim alanları bu kanunun dışında ayrı tutulmuş ama burada bizim bir düşüncemiz var mutlaka ve mutlaka vakıf arazileri ve Silahlı Kuvvetlerin arazileri bu kanunda, onların da ayrı tutulması gerekiyor. 3194 sayılı Kanun'un 18'nci maddesinde kamuya ait gayrimenkuller sayılmış ama biz bu kanunun da içine mutlaka Silahlı Kuvvetlerin ve vakıf arazilerinin ayrı tutulmasının gerekliliğini, konmasını istiyoruz.
“Değerli milletvekilleri, bu kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarında gayrimenkulleri, arsaları bulunan vatandaşlar eğer belediye ile anlaşamamışlar, kendilerine müstakil bir adada yer tahsil edilmediyse mahkemeye gidebiliyorlar. Kanun metninde bu var ama bunu tersten okuyacak olursak, kendilerine başka bir adada yer tahsisi yapılmış vatandaşlarımızın mahkemeye gitme hakkı yok. Ama Anayasa'mızın 125'inci maddesi "İdarenin her türlü iş ve işlemleri idari yargının denetimindedir." diyor. Böyle bir yasaklamayı, böyle bir hakkı nasıl yok sayabilirsiniz? Geniş bir alanda düzenleme yapılıyor, vatandaşın en merkezî yerde arsası var; siz bu düzenleme içerisinde en uzak köşedeki bir adaya, bir parsele vatandaşın hakkını taşıyacaksınız ve bu vatandaşın mahkemeye gitme hakkını elinden alacaksınız.
Yine bu çerçevede, anlaşamayan, proje dışında kalan veya başka bir ada içerisinde kendilerine yer tahsis edilen vatandaşlardan altyapı ve proje bedelini alıyorsunuz. Zaten buralarda yaşayan vatandaşlarımız dar gelirli, bu yüksek altyapı ve proje bedellerini ödemeleri mümkün değil. Burada ne zorlanıyor? Gariban vatandaşın arsasını, güçlü olanların, elinden almasına imkân sağlanıyor.
“Değerli milletvekilleri, bu işin baştan sona hepsi ranta dönük düzenlemelerdir. Yine geçici 1'inci maddede şunu koyuyoruz: "Bu teklif kanunlaştığı günden itibaren geçmişe dönük devam eden mahkemelerde de uygulanır." Bu ne demektir? Vatandaşın kazanılmış haklarını biz bir kanun maddesiyle yok ediyoruz. Böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi? İşte, elimdeki bu elli dosya Melih Gökçek'in yaptığı düzenlemeleri durduran mahkeme kararlarıdır. Şimdi, siz, tekrar, bu vatandaşın kazanılmış haklarını bu kanun teklifiyle elinden almak istiyorsunuz. Böyle bir hukuk devleti olamaz, böyle bir düzenleme de hiç kimsenin hayrına olamaz değerli milletvekilleri.
Şunu çok açık, net ifade edelim: Bugün burada yapılanlar Melih Gökçek'in isteğiyle yapılan düzenlemelerdir. Hiç kimse bunun aksini iddia etmesin. Kendisi buyurmuşlar, "İlçe belediyelerine gerek yok." demişler. Şimdi, en büyük sıkıntısı kentsel dönüşüm alanlarında mahkemelerin verdiği bu kararlar. Bu kararlardan kurtulabilmek için sizleri de Parlamentomuzu da maalesef bu niyetlerine alet ediyor. Herkesin vicdanına sesleniyorum. Elimde tek üç tane -bunu onlarca, yirmilerce çoğaltmam mümkün- sizlerle de paylaşacağım üç tane kentsel dönüşüm dosyası var. Özellikle dinlemenizi istiyorum. Çok önemli bir noktayı dikkatlerinize sunacağım. Bakın, Pursaklar/Sarayköy'de 2 milyon metrekarelik bir alanda yapılan bir kentsel dönüşüm, bir rant paylaşımı. Değerli arkadaşlarım, bu 2 milyon metrekarelik alana tam beş bin konut sığıyor. Ayrıca, buraya inşaat emsali 2,5 olan iki tane de benzin istasyonu ruhsatı veriliyor. Gidin sorun, Ankara Büyükşehir Belediyesinden bir benzin istasyonu ruhsatı almanın maliyeti ne olur acaba? Bunu kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama kendi çevrenizden bir sorun bakalım bir benzin istasyonunun ruhsatı… Değerli milletvekilleri, işte karşımızdaki rantiyecilik bu, karşımızdaki insanların şehirciliğe bakış açısı bu. Şuna itirazımız yok: Gecekondulaşmış, eskimiş şehir dokularını yenileyelim, pırıl pırıl şehirlerimiz olsun. Hangi milletvekili buna itiraz eder ki?
“Ama itirazımız işte burada: Siz 2 milyon metrekareyi ağaçlandırılacak alandan, tarımsal niteliği korunacak alandan çıkarın, beş bin konut yapılmasına müsaade edin; vicdanınız elveriyorsa diyeceğim bir şey yok ama benim, MHP grubunun böyle bir şeye vicdanının elvermesi mümkün değil.”