![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan yıllık kazı kararına rağmen hiçbir çalışmanın yapılmadığı ve 2011 yılı ortalarında İl Özel İdaresi bütçesinden 100 bin TL'lik ödeneğin ayrıldığı Kırşehir'in tarihi mekanlarından biri olan, şehrin tam ortasında yer alan ve halk arasında Kale de denen Kalehöyük'te yarım kalan arkeolojik kazı yeniden başlayacak.
Tarihin gün yüzüne çıkartılması için altyapı oluşturacak olan sondaj kazı çalışmalarına 25 Kasım 2009'da resmi törenle sembolik olarak ilk kazmanın vurulmasıyla başlanan, 2009 yılı için bir ay olarak planlanan kazılarda da, Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait eserlerin bulunduğu Kalehöyük'te 2010 yılı Eylül'ünde arkeolojik kazı için yapılan genel kazı kararı başvurusunun Bakanlar Kurulu'nda reddedilmesinin ardından Kırşehir Valiliği'nin Belediye ve Ahi Evran Üniversitesi ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı'na yaptığı yıllık kazı kararı başvurusunun onaylanmasına rağmen şu ana kadar hiçbir çalışma yapılmazken, Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Gökgül, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bu yıl için çalışmalara başladıklarını ve merkezdeki Kalehöyük’te 2 yıl süreyle kazı çalışmalarını ortaklaşa yürüteceklerini ve 2 yıl sonunda da, yani 2014 yılından itibaren de Ahi Evran Üniversitesi’nin kazı çalışmalarını yürüteceğini bildirdi.
1950'lerde yapılan bir yüzey araştırmasında Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Roma ve Eski Tunç çağlarına ait pek çok seramik parçasının bulunduğu ve yapılacak yeni kazı çalışması ile M.Ö. 3000'li yıllara, Demir Çağı'nın kadar olan kültür tabakalarına ulaşılacağı düşünülen Kalehöyük'te Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa yapılacak arkeolojik kazı çalışmalarıyla ilgili bir açıklama yaıldı. ırşehir Müzesi’ndeki arkeolojik eserlerin Kaman Arkeoloji Müzesi’ne Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın talimatıyla taşındığını ve Kırşehir Müzesi’nin fakirleştiğini dile getirerek, Kaman Arkeoloji Müzesi’nin ülke çapında bir müze olmasının sevindirici olduğunu, ancak Kırşehir Müzesi’nin de en az o kadar güçlü olmasını arzu ettiklerini ifade ederek söze başlayan Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Gökgül, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa bu yıl için çalışmalara başladıklarını ve merkezdeki Kalehöyük’te 2 yıl süreyle kazı çalışmalarını ortaklaşa yürüteceklerini ve 2 yıl sonunda da, yani 2014 yılından itibaren de Ahi Evran Üniversitesi’nin kazı çalışmalarını yürüteceğini söyledi.
Vali Mehmet Ufuk Erden'in 2011 yılı ortalarından İl Özel İdaresi bütçesinden 100 bin TL'lik ödenek aktardığı Kalehöyük’te yapılacak kazı ile ilgili yaptığı açıklamada, kazı çalışmasının yapılacağı bir alanda yapıtın olmaması gerektiğini belirterek, Kale'nin eteğinde dükkanlarla, Kale’deki okulun ve caminin taşınması gerektiğini kaydeden Gökgül, Kale'de yapılacak kazıların Kırşehir'in tarihi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, şunları söyledi:
“Biz, şehir merkezindeki Kalehöyük'ün kazılmasını istiyoruz. Burada yapılacak kazı çalışmalarında çıkacak eserlerimizin de şehrimiz müzesini zenginleştireceği ve şehir müzemizin bununla yeniden vücut bularak ülke çapında isim yapacak bir noktaya taşınacağını düşünüyoruz, umuyoruz. Bu noktadan hareketle bu yıl üniversitemizle görüştük. Üniversitemizde profesör bir hocamız var, hocamızın Tekirdağ'da yaptığı bir kazı çalışması var. Kazı başlangıcı olarak orada çalıştığı için ikinci çalışmasını burada yapamıyor. Her hoca kanun gereği bir kazı yapabiliyor. Üniversitemizde başka doçent ya da profesör olmadığı için de burada kazı çalışması yapamadılar.
“Bağımsız olarak, biz bu problemi ortadan kaldırmak için Bakanlığımız ve İl Müdürlüğümüzle birlikte bu yıl başladık çalışmalarımıza. Buradaki kazı çalışmalarını da biz ortaklaşa yapacağız. Bakanlıktan izin alıyoruz. Bununla ilgili ortaklaşa yapacağımız kazıyı da, biz 2 yıl sürdürürsek oradaki hocamızın biri doçent olacak. Daha sonra üniversite bu işi yüklenerek götürecek. Hocalarımızla yaptığımız görüşmelerde de modüler bir koruma çalışması yapılacak. Yapılan kazının üzeri yağmurdan, rüzgardan korunacak şekilde bir sistem geliştiriliyor. Bu şekilde yapılırsa kazı yapıldıkça üzeri ilave edilerek hem kapatılacak, hem de ziyaretçiler sürekli burayı ziyaret edebilecekler. Bu şekilde bir çalışma başlatacağız. Şehir merkezindeki böyle bir çalışmanın da şehrimizin turizm potansiyeline çok büyük katkısı olacağını umuyoruz.
“Bir kazı çalışmasının yapılacağı bir alanda yapıtın olmaması lazım. Oraya çivinin çakılması bile doğru değil. Biz oraya daha evvel bina yapmışız, sonra cami yapılmış, daha sonra ağaçlandırma çalışması yapmışız ki yani bir çevrecilik örneği, ama kazı alanında ağaçlandırma çalışması da uygun değil. Kale'nin eteğinde dükkanlar var. Onların behemehal taşınması lazım. Kale'nin üzerindeki o yapıtların daha evvel zaten çalışmalar yapıldı. Okulun depreme dayanıklılığı sıfır, o okul taşınacak. Caminin de taşınması mutlaka gerekiyor. Caminin orada risk olması söz konusu idi. Bununla ilgili üniversitemizin yaptığı bir çalışma var. Bu çalışmada da bu caminin ayaklarında beton enjeksiyonu yapılıp yapılmadığı tespit edildi. Beton enjeksiyonu yok. Yani derin bir beton temel yok orada. Böyle olunca da kazı çalışmasına mani olacak ya da zarar verecek bir yanı da yok. Bu da sevindirici bir hadise.
“Oranın temeline atılan betonun zemine zarar verip vermediği tespit çalışmaları yapıldığında zemine hiçbir zararın olmadığı görüldü. Çünkü enjeksiyon yapılmamış, beton enjeksiyonu derinliklere inmemiş. İnmeyince oradaki çalışmaya bir zararı olmayacağı kesinleşti. Dolayısıyla binanın her ikisinin de zaten depremsellik yönünden ayakta durması mümkün değil. İkisi de mecali olmayan binalar. Allah korusun bir deprem olduğu zaman yıkılacak binalardan birileri bu binaların ve eteğindeki binaların tamamının hemen taşınması lazım ki bunlar taşındığı zaman orada rahatlıkla kazı çalışmasına devam edilir. Zaten biz bunu 2 yıl devam ettirirsek, 2 yıldan sonra üniversitemiz bunu devam ettirecek. Üniversitemiz hem okula yakın olması açısından, hem öğrencilerin tatbikat sahası yönünden, hem taşıma riskinin olmayışı yönünden, hem de önemli bir alanı kazıması yönünden burada hakikaten muazzam bir ortam bulmuş olacaklar. Dolayısıyla üniversitemizin bölümü bununla belki Türkiye çapında çok büyük bir isim yapmış olacak.”
| » Yorumlar | Tüm Yorumlar |