![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Memleketimiz olan Ahiler diyarı, Kırşehir insanımızın çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlamaktadır. Ben birçok çiftçimize, tarımda yaşanan en temel sorun nedir? diye soruyorum çoğunluğu tarımsal girdi fiyatlarının çok yüksek, desteklerin yetersiz olduğunu söylüyorlar.
Mazot, gübre, tohum, ilaç, yem gibi tarımsal girdilerin yüksek olması tarımda rekabet gücünü zayıflatıyor, üretimi de azaltıyor. Bakın bizim çiftçimizin hemen tüm köylerde genellikle en çok kullandıkları taban gübresi denilen DAP 2002 yılında 354 lirayken bugün 1500 liraya, bahar mevsiminde ekinin üzerine atılan ÜRE 2002 yılında 237 lirayken bugün ise 1120 liraya yükselmiş durumdadır. Yine mazot 2002 yılında 1 lira 10 kuruş iken bugün 3 lira 70 kuruşa çiftçimiz alabilmektedir.
Üretici çiftçimiz emeğini esirgemeden tarlasına buğdayını, arpasını, pancarını ekiyor, ancak ürününü kaldırdığında bakıyor elde avuçta bir şey kalmamış bankalara borç, tarım kredi kooperatiflerine borç, ziraat odasına borç birde bakıyorsunuz icra kapılarına gidip gelmeye başlamış oluyor. Eskiden her tarla ekilir biçilir ve bir buğday tanesinin hesabı yapılırdı, sap saman toplanır hayvanlara verilirdi. Emek vardı emeğin olduğu yerde de bereket olurdu. Şimdi teknoloji var makineleşmeyle birlikte az emek veriliyor çok iş yapılıyor ancak üreticimiz yanlış politikalar nedeniyle istediği parayı kazanamadığı için de tarlalar boş kalıyor. Üretim düşüyor ezilen ve yok olan Kırşehir’ imin köylüsü çiftçisi oluyor. Maalesef köylerinde oturan tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan, tükettiğinden fazlasını üreten, yumurtasını, peynirini, yoğurdunu, sütünü, yününü kent pazarlarına getirip doğal gıdaları millete satan, el emeğini, göz nurunu üretime dönüştüren ve ülke ekonomisine katkı sağlayan köylümüz artık geçim sıkıntısı nedeniyle göç etmiş ve kentlerde kendisine iş arar hale gelmiştir.
Köylü köyünü nasıl terk etmesin ki…! Köylünün yaşam standartlarını yükseltmek için bu günkü hükümet hiçbir şey yapmamıştır. 2006 yılından beri hayvancılık kredisi ve teşviklerle köylerden göç engellenememiştir. Çünkü bu tür teşvik ve krediler siyasi amaçlı olarak kullanılmakta ve tam kapasite ile üretime dönüştürülmemektedir.
Bu gün ülkemizde dünyanın en pahalı eti tüketilmektedir. Besi yemi 2002 yılında 194 lirayken bu gün 620 liraya, süt yemi 2002 yılında 204 lirayken bu gün 640 liraya yükselmiştir. Girdi fiyatlarının yüksek olması maliyeti artırmakta ve üretici para kazanamamaktan, tüketici gıda ürünlerini pahalıya almaktan yakınmaktadır.
Hükümet çiftçiyi yok sayan, tarım ve hayvancılıkla üretim yapanları gözden çıkartılmış bir sektör olarak gören politikalar uyguladı ve çiftçi tarım dışına göç etmek zorunda kaldı, böylelikle dışa bağımlı hale geldik, bu gün çiftçimizin ektiği tohum, soframıza gelen etin birçoğu üzülerek yazıyorum ki ithaldir.
Peki ne yapılmalı…!
Köylere geri dönüş teşvik edilmeli, Hayvancılığı geliştirme genel müdürlüğü kurulmalı, hayvancılıkla ilgili uygulamalar tek merkezde toplanmalı, hayvan yetiştiricileri desteklenmelidir. Genç çiftçileri tarımda tutmak ve üretimi artırmak için eğitim yardımları verilmeli, üretime yönelik destekleme verilerek teşvik edilmelidir. Tarımsal desteklemeler ürün üretim bölgesi, verimlilik, kırsal kalkınma amaçları yönüyle bölgesel olarak farklılaştırılmalıdır.
Köylü, çiftçi desteklenmeli, üretime teşvik edilmeli ve herkes üretim yapmaya yönelmelidir. Üretici emeğinin karşılığını almalı ve yaşam kalitesi yükselmelidir’ ki, insanlarımız birbirleri ile karşılaştıklarında emekli’ misin nereden emeklisin diye sormak yerine ne iş yapıyorsun, nerde çalışıyorsun diye sormalıdırlar. İşte bunu başarabilirsek köylümüz, kasabalımız, kentlimiz ve hatta ülkemiz kalkınacaktır.
| » Yorumlar | Tüm Yorumlar |