Türkiye’deki et fiyatlarındaki artışı konusunu değerlendiren Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi Zooteknist Prof. Dr. S. Kudret Saylam, Türkiye’de et fiyatlarının büyük artış göstermesini hayvancılığın gerilemesine bağladı.
Et ve et fiyatları ile ilgili görüşlerini belirten ve etin kalitesi ile ilgili ayrıntılı bilgiler aktaran Dr. Kudret Saylam, piyasaya sürülen at ve eşek etleri ile insan sağlığının ciddi ölçüde tehlikeye atıldığını söyledi.
Devletin bu konuda gerekli önlemi alması gerektiğini ifade eden Saylam “Son yıllarda bir taraftan fiyatlarının yüksekliği, diğer taraftan sağlıksız kesilen hayvanlar, at ve eşek eti ile toplum sağlığı ciddi şekilde etkilenmektedir. Sağlıklı bir toplum için insanların ihtiyaç duydukları hayvansal gıdaları sağlıklı et ve et ürünlerinden temin etmeleri için devletin gerekli önlemleri alması oldukça önemlidir. Son yıllarda ülkemizin yakasını bırakmayan bir sorun kaçak at ve eşek etinin piyasaya sürülmesidir. Bir tarım ülkesi olan Türkiye’de hayvancılığın uzun zamandır ihmal edilmesi, Güney Doğuda terör nedeniyle başlayan göç, et ithalatının habercisi gibiydi. 1980’li yıllarda hayvansal ürünlerin ithal edilmesi sonucunda ülkemiz hayvancılığı bir anda ekonomik olmaktan çıkmıştır. Çiftçiler kısa sürede hayvanlarını elden çıkarmış ve kentlerin varoşlarına taşınarak yoksullaşmışlardı. Bütün bunların sonucunda et fiyatları Avrupa ülkelerinden daha pahalı olunca doğal olarak bazı fırsatçılar da yaşlı, hasta hayvanları toplayıp ucuz et üreterek pahalıya satma yoluna gitmişlerdir. Ülkemizin et ihtiyacı karşılanamadığı için son yıllarda kırmızı et açığı nedeniyle fiyatlar bir yılda yüzde 50’den fazla artmıştır” dedi.
Açıklamasında dünyanın en pahalı etinin Türkiye’de tüketildiğini belirten ve bu pahalılığın, tutarlı ve uzun vadeli tarım politikasının olamamasından kaynaklandığını dile getiren Prof. Dr. Kudret Saylam “Ülkemizde hayvan sayısının azalması ile başlayan arz talep dengesinin bozulması, et fiyatlarının artmasına neden olmuştur. Almanya’ da etin kilosu 7 dolar, Romanya’ da 5 dolar, Bulgaristan’da 3.5 dolar, Avusturya’da 2.5 dolar, Brezilya’da 2 dolar civarında iken, Türkiye’de yaklaşık 16 dolar civarındadır. Dünya’da eti en pahalı yiyen ülke konumuna gelmemizin en önemli nedeni, geçmiş yıllardan beri tutarlı ve uzun vadeli bir tarım politikamızın olmamasıdır. Yaşanan gelişmeler ve eldeki mevcut hayvan potansiyeli ile talebin karşılanması dikkate alındığında, et fiyatlarının daha da artması kaçınılmazdır. Rusya’nın Türkiye’den beyaz et (piliç eti) ithal etme isteği dikkate alındığında, durumun arz talep dengesini değiştirebileceği rahatlıkla söylenebilir. Ülkemizde toplam beyaz et üretiminin 1.250.000 ton olduğu göz önüne alındığında, artan ihracat talebi beyaz et fiyatını da artırabilir. Türkiye’de kırmızı et ile beyaz et arasındaki fiyat farkı daha da açılabilir. Gelir düzeyi düşük olan insanlarımız protein ihtiyaçlarını ancak beyaz et ile karşılamaktadırlar. İnsanlarımızın eti ucuza alamaması toplum sağlığı açısından ciddi sorunlar yaratabilir. Et fiyatlarının artması ile birlikte süt ineklerinin kesilmesi de gündeme gelebilir ve bu durum süt fiyatlarının artmasına neden olabilir” dedi.
Ahi Evran Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi Zooteknist Prof. Dr. Saylam; “Tam da böyle dönemlerde canlı hayvan ithali gündeme gelmektedir. Et fiyatlarının artması ile başlayan tartışmada Et Üreticileri Birliğinin yaptığı açıklamada “canlı hayvan ithaline izin verilmeli” denilmiştir. Ülkemize önceki yıllarda ithal edilen canlı hayvanların bir kısmı et için, bir kısmı da damızlık amacı ile getirilmiştir. Geçmişte, bilimsel çalışmalara önem verip yerli ırkları ıslah ederek toplumun ihtiyaç duyduğu et üretimini sağlamak yerine, dışarıdan bölgeye adaptasyon sorunu olan hayvan ithalleri yapılmıştır. Çok yüksek fiyatlar ile alınan hayvanlar ülkemize adapte olmakta zorlanmış, çoğunluğu telef olmuştur. Halen ülkemizin konu ile ilgili arzu edilen ölçüde belirlenmiş bir politikası bulunmamaktadır.” diye konuştu.
Açıklamasının son bölümünde tarım ülkesi olan Türkiye’de hayvancılığın gerilemesi nedeniyle et fiyatlarının arttığını ve buna bağlı olarak fırsatçıların insanlara et ve eşek eti yedirmeye kalkıştığını vurgulayan Prof. Dr. S. Kudret Saylam, bu durum karşısında yapılması gerekenler konusunda da tavsiyelerde bulundu. Öncelikle tarım ve gıda politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ve hedefe uygun stratejilerin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydeden Saylam şunları söyledi:
“Bir tarım ülkesi olan ülkemizde hayvancılığın gerilemesi neticesinde et fiyatlarının artması, fırsatçıların insanlarımıza at ve eşek eti yedirmesi sonucunu doğurmuştur. Bu durumda, toplumun beslenmesi olumsuz etkilenmekte ve insanlarımızın sağlığı ile oynanmaktadır. Sorun bir bütün olarak ele alınarak sebep sonuç ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yapılması gereken; öncelikle tarım ve gıda politikalarının gözden geçirilmesidir. Belirlenecek makro projeksiyona ve hedefe uygun stratejiler hayata geçirilmelidir. Bunun için mutlaka insanımızın günlük et ve protein ihtiyacı dikkate alınarak ona uygun ihtiyaç planlanması yapılmalıdır. Tarımsal nüfusu yüksek olan ve halen nüfusunun yarısından fazlasının kırsaldan beslendiği ülkemizde tarım politikalarının gözden geçirilmesi gerekliliği bulunmaktadır. Yeniden hayvancılığı özel önem verilmelidir. Güney Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda’nın ve Arjantin’in hayvancılığa verdiği öneme benzer önlemler alınabilir. Hayvan yetiştiriciliğinde belirli fonların ve verginin azaltılması ve hibelerin yapılması önemli olabilir. Yerli ırkların ıslahı için yapılacak bilimsel çalışmalara önem verilmeli ve özellikle damızlıkçı işletmelere destek sağlanmalıdır. Gerekirse arz talep dengesini sağlayacak olan ve piyasayı düzenleyecek bağımsız özerk Et Balık Kurumu gibi bir kurum yeniden organize edilebilmelidir. Türkiye’nin et ihracatı takvimi gözden geçirilmelidir. Çiftçilerin kırsalda hayvancılık yapmasının önü açılmalıdır. Organik hayvancılık teşvik edilmelidir. Ülkemize kaçak et ve işlenmiş et ürünlerinin girişi engellenmelidir. Ülkemize girecek toplumun alışık olmadığı ve dini değerlerimize ters düşen kaçak etlere izin verilmemelidir. Meracılık ile hayvan yetiştiriciliği paralel düşünülmeli ve Çayır mera alanlarının korunması veya genişletilmesi konusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır.”