Özgürlük ve Demokrasi Partisi Kırşehir İl Başkanı Şakir Şenol, 11 yıl önce yaşanan Marmara depremine dikkat çekerek, "11 yıl önce yaşanan büyük Marmara depremi, on binlerce insanımızı toprağın altına göndererek ülkemizi derin tedbirsizlik uykusundan uyandırmıştı" dedi.
İl Başkanı Şakir Şenol yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi:
"Deprem doğal afetler arasındadır. Ancak yanlış olan, bu tip büyük felaketlere yol açan olaylara karşı hiçbir koruma zincirine sahip olmayan, sağlıksız ve güvensiz yapılaşmayı teşvik eden imar, yerleşim ve denetim politikalarıdır. Bu politikalar 17 Ağustos günü resmi rakamlara göre 18 bin, gayri resmi rakamlara göre ise 50 binden fazla insanımızı kaybetmemize yol açtı. Yaklaşık 16 milyon insanımız depremden doğrudan ya da dolaylı şekilde etkilendi, 600 bin yurttaş evsiz kaldı.
"Aradan 11 yıl geçmiş olmasına, Türkiye topraklarının yüzde 93’ü, nüfusunun ve sanayi kuruluşlarının yüzde 98’i, barajlarının yüzde 95’i ve enerji santrallerinin yaklaşık yüzde 50’si deprem bölgeleri içinde olmasına ve buna bağlı olarak maddi ve insani büyük kayıplara yol açacak deprem beklentisinin kamuoyunda yaygın olmasına rağmen, iktidarın hiçbir ciddi hazırlığının olmamasının açıklanacak yanı yoktur. Birinci derece deprem bölgelerinde, özellikle İstanbul’da, olası depreme karşı ne tür hazırlıklar yapılmaktadır, ne tür önlemler alınmıştır, soruları yanıtlanmayı beklemektedir.
"Ülkemizde 17 Ağustos depremi sonrasında yürütülen çalışmaların geldiği aşama korkutucudur. Türkiye’de 17 milyon civarındaki yapı stokunun yüzde 67’si ruhsatsız ve kaçak, yüzde 60’ı 20 yaş üzeri konutlardan oluşmakta ve yüzde 40’ı depreme karşı güçlendirilmesi gereken durumdadır. Kısacası, halkın sağlıklı ve güvenli yaşama hakkının korunmasına dair önemli hiçbir çaba yürütülmemiştir. Hükümetin bu alanda yürüttüğü faaliyetler, toplumu piyasacılık ekseninde örgütlemesiyle paralel bir seyir izlemektedir. AKP Hükümeti kamusal bir denetim olması gereken yapı denetimi alanını ticarileştirmiş, özelleştirmiş, meslek odalarının ve muhatap kuruluşların önerilerini ve katılımlarını reddetmiş, başına buyruk davranarak halkın sağlığını bilinçli olarak tehlikeye atmıştır, atmaya da devam etmektedir.
"Depremden zarar gören binaların iyileştirildiğini söylemek mümkün değildir. Deprem sonrası yaşamı kararan yurttaşların zararlarının karşılanmasına, devletin koruyucu, gözetici, sorumluluk sahibi bir anlayışla yaşanan mağduriyeti gidermeye dönük adımları son derece cılız kalmış, sosyal devlet ilkesi bir kez daha baltalanmıştır.
AKP Hükümeti 17 Ağustos depreminden ders almayan, toplumu kaderci itikatlara terk eden bir mantığa sahiptir. 4708 sayılı Yapı Denetim Yasası’nın serbestleştirme ve ticarileştirmeyi öngören yapısı değiştirilmeli, yasa kamu yapılarını denetlemeye ve yapı denetimindeki ticari model yerine, mühendislik disiplinlerinin birikim ve tecrübesinden yararlanmaya açık hale getirilmelidir. Bu doğrultuda üniversiteler ve ilgili meslek Odalarının öneri ve çalışmalarından mutlaka faydalanılmalıdır. Büyük Marmara Depremi’nin 11. Yılında ölen yurttaşlarımızı saygıyla anıyor, sorumluları ciddi önlemler alınması yönünde uyarıyoruz. Aksi durumda, eşikteki olası bir Marmara ve İstanbul depremi çok büyük yıkımlara yol açacaktır."